Evvela şunu ifade etmeliyim ki İslam Medeniyeti İnsanlığın birçok terakkiyatına vesile olmuş ve İnsanlığın hatırına bir takım unutulmuş İnsanı İnsan yapan değerleri hatırlatmıştır. Bu itibarla Müktebasül İktibas ile İslam Medeniyetinden Batıya ve sonrasında Dünya’ya mal olmuş birçok meseleyi ele alacağız. Her sayıda yeni bir kavram, mesele veya kurum ele alarak esasında bizden iktibas edilip bizim tekrardan iktibas ettiğimiz konulardan bahsedeceğiz. Bu sayı da ise ilk konumuz Bihakkı‘r-rivâye.

 Bihakki’r-rivaye yani öğretme hakkını veren diploma, hadis kitaplarının teşekkül devrinden sonra anlamı genişleyerek – özellikle de Endülüs’te – icazet manasında kullanılmıştır.[1]İcazet ya da icazetname ise İslam dünyasında, adına düzenlenen kişinin ilimde, eğitim ve öğretimde ya da herhangi bir sanat ve meslekte yeterli ve yetkili olduğunu gösteren belge yani bugünkü kullanımla diplomadır. İcazette, Allah’a hamd ve Peygamber ve ashabına duadan sonra, ilmin, bilginin ve öğrenmenin önemi vurgulanır. İcazeti veren ve alanın isimleri belirtilir. Hoca okuttuğu kitabı, öğrettiği ilim ve sanatı, verdiği öğretim hizmetini kimden ve hangi yolla aldığını, edindiği bilgilerin senedini ve hocaların silsilesini anlatır. Talebenin elde ettiği ehliyeti açıklar. Bu ehliyeti yürütmesi için kendisine izin verdiğini ifade eder.[2]

  Recep Şentürk ‘İsnada Dair Geleneksel Ve Modern Yaklaşımlar’ konulu IX. Gerede Hadis Meclisinin açılış konuşmasında Batı üniversitelerinde verilen diplomaya Bacheloria denmesinin Müslümanlarda icazet anlamına gelen Bihakkı‘r-rivâye’den geldiğini, yaklaşık bin yıl sonra aslı bizde olan bu ifadeyi onlardan icazet yerine aldığımızı ve isnadın sadece İslam medeniyetine has bir durum olduğu ve hangi sosyal ihtiyaca cevap vermek üzere doğduğunu sorgulayarak, geçmiş medeniyetlerde de sözlü aktarım vardır ve fakat bunun sistemleştirilmesi sadece İslam medeniyetine has bir durum olduğunu ifade ediyor. Kendisi,İbn Haldun‘un mukaddimesine atıfla İslam’ın bir isnad medeniyeti olduğunu, Müslümanların sadece ilim değil, aynı zamanda o ilimle ilgili bir usul ortaya koyduklarını ifade etti.[3]

 Maalesef şu hakikati de ifade emek istiyorum, Bachelor’un Bihakkı‘r-rivâye’ye dayandığını yine bize Batılılar aktarıyor. DİA İcazet maddesinde bu süreç şu şekilde anlatılmış:

  • Alfred Guillaume bu ilişkinin aydınlatılmasında, Batı dillerinde en alt kademede üniversite derecesini ifade etmek üzere ilk defa 1231’de kullanılan “baccalareus” (baccalaureus) kelimesinin etimolojisinin bir başlangıç olabileceğini düşünmüş ve bu terimi n. İslami akademik sistem içinde kullanılan Arapça bir tabirden alınmış olması gerektiğini. Bununda “bi-hakkı’r-rivaye” şeklindeki icazet tabiri olabileceğini ileri sürmüş ancak bu tabirin kullanıldığı herhangi bir Arapça icazet metni göstermemiştir. Ebied ve Young “New Light on the Origin of theTerm ‘Baccalaureate'” başlıklı ortak makalelerinde, bi-hakkı’r-rivaye tabirinin, “öğretme hakkı veren diploma, icazet” anlamında kullanıldığı beş icazet metni yayımlayarak Guillaume’un görüşünün tutarlı olduğunu ispatlamışlardır. Daha önce Hastings Rashdall’ın da kabul ettiği gibi bi-hakkı’r-rivaye tabirinin ilk defa İspanya’da sözlü gelenek içinde kullanılmaya başlandığını düşünen bu iki yazar. Bunun Arapça’dan Latince ‘ye geçerken uğradığı değişimi “bi-haqqal-rivaya>bihaqqlürea>baccalure>baccalareus” şeklinde göstermiştir.

 Lakin bu delillere rağmen Walter Rüegg gibi bir takım Batılı Bilim Adamları tarafından halen itiraz edenler mevcut. Rüegg ise bu itirazında baccalarius teriminin halihazırda 9.yy da Latin metinlerinde kullanıldığını ifade etmekte lakin buna somut bir delil getirmemektedir.

İşte gördüğümüz üzere yıllarca bize diploma diye hedefler kurdurulan kavram Batıda bachleor’a o da esasında bihakkı‘r-rivâye’ye dayanmaktadır. Hakikaten diploma ve/veya bachleor’u batıcılık kisvesiyle iktibas ederken acaba bunun İslam Medeniyetine dayanan köklerini yani bihakkı‘r-rivâye’yi hiç düşünmüş müdür bu inkılabı yapanlar?


[1]DÜZENLİ, Muhittin. «HADİS ÖGRETİMİNDE İCAZET VE İCAZETNAMELER.» ANADOLU’DA HADiS GELENEGi VE DÂRU’L-HADİSLER. Çankırı: ÇANKIRI BELEDİYESİ, 2011. 80.

[2]AKPINAR, Cemil. «DİYANET İSLAM ANSİKLOPEDİSİ İCAZET MADDESİ.» Cilt 21. İSTANBUL, 2000. s.398

[3]ÖRENÇ, Aşır. «İSNADA DAİR GELENEKSEL VE MODERN YAKLAŞIMLAR.» SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTE İLAHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ I 2010: 161-162. IX. GEREDE HADİS MECLİSİ 17-18 TEMMUZ 2010, GEREDE/BOLU.

Tagged : # # #

Abdullah Enes Mollaoğlu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir