İskenderiye Afrika’nın ve Akdeniz’in liman şehirleri arasında önemli bir konumdadır. Nil deltasının batı kenarında yer alan şehir, Asya, Afrika ve Avrupa’yı birbirine bağlayan yolların birleştiği noktada önemli ticaret ve ulaşım merkezidir. Büyük İskender’in emri ile kurulan şehrin inşasının tamamlanması, Ptolemaios hanedanı devrine rastlamaktadır. Şehir Roma ve Bizans Hanedanı zamanında da siyasi önemini korumuştur.(es-Seyyid:574)

Şehri stratejik konumu dışında önemli kılan bir diğer yanı ise, insanlığın ortak miraslarının en önemlilerinden olan ‘yazma eserler’ bakımından zengin İskenderiye Kütüphanesinin varlığıdır.  Kütüphaneden günümüze 3 taş blok ve bir hatip heykelinin alt kısmından başka bir şey kalmamış olsa da, o dönemde bilimsel araştırmaların yapıldığı bir Akademi olup bünyesinde Yunan yazmalarını barındırmış, dünyanın birçok yöresinden bilim adamlarını çevresine toplamıştır. Verilen sayılar muhtelif olmakla birlikte, 200.000 ile 700.000 arası kitabın varlığı zikredilir(Çelik:56). Siyasi ve kültürel bakımdan zengin olan bu topraklar, Müslümanların da hedefinde olmuş, Halife Ömer(r.a) döneminde(Eylül 642) Amr b. Âs tarafından fethedilen İskenderiye şehri yapılan anlaşma ile, halkın din hürriyeti teminat altına alınarak isteyenlerin şehri terk etmelerine izin verilmiştir.(es-Seyyid:574)

Bu hadise sırasında iddia şudur ki; Amr b. Âs İskenderiye’yi feth edince(642) burada bir kütüphane ile karşılaşmış, ne yapacağını bilememiş, Hz. Ömer’e mektup yazarak fikrini sormuş, o da cevabında; ‘’Eğer kütüphanede bulunan kitapların ihtiva ettiği bilgiler Kur’an da varsa, bunlara artık lüzüm yoktur. Kur’an da yoksa zaten lüzumsuzdur, hem de dine aykırıdır.’’ Bu cevap üzerine Amr. b.Âs’da İskenderiye kütüphanesinin kitaplarını yüzlerce hamama dağıtarak 6 ay boyunca yaktırmıştır.

Bu bilgileri öne süren kaynakları incelemeden önce, İskenderiye şehrinin Müslümanlar gelmeden önceki durumuna bir bakalım; Vesikalara yapılan incelemelerde görüldüğünde, kütüphane ilki m.ö. 88’de olan savaştan büyük ölçüde kurtulmuş, m.ö. 47’de ise Caesar’ın Mısır ordusu ile yaptığı savaşı kazanması ile, yapılan savaş esnasında şehir ve kütüphane yanmış, az da olsa yangından kurtarılan eserler ise Serepetion tapınağına taşınmıştır. İlerleyen zamanlarda ise kilise ve devlet mücadelesi şehri harabeye çevirmiş, yaklaşık bir buçuk asır süren bu dini kargaşanın kaynağının İskenderiye olduğunu düşünen Marcian, 1 Ağustos 455 tarihinde mısır valiliğine gönderdiği ferman ile tüm kütüphane ve kitapların yakılmasını emretmiş, böylece Helenistik kültürün ürünleri olan bu kitaplarda tarihe karışmıştır(Gibbon:16,17-Çelik:56,61).

Şimdi ise Hz. Ömer’e atfedilen sözlerin bahsi geçtiği kaynaklara bakalım. Olayın yaşandığını iddia eden bu müellifler, kütüphanenin yakıldığını iddia ettikleri eserlerini, 642 senesinden yaklaşık 600 yıl sonra(XIII. yy.) kaleme alınmışlardır. Bu müellifler; Abdullatif el-Bağdadi(1162-1231), İbn’ül Kıfti(1173-1248), ve Malatya Süryani Metropoliti, Ebu’l Ferec’e(1225-1286) aittir. Eserlerde ki iddialara bakıldığında, hiçbir kaynağa isnad edilmeden aktarıldıkları görülür.

Ayrıca eserlerinde ciddi hatalar ve kronolojik problemler mevcuttur. Mesela; Atina ve Makedonya’da yaşayan ve İskenderiye’ye hiç gelmemiş olan, Büyük İskender’in hocası Aristoteles’in, İskenderiye’de yaşadığını ifade etmişlerdir. İbn’ül Kıfti verdiği bir bilgide Amr b. Âs ile konuşup ondan kitapları isteyen kişi olarak ifade ettiği Johannes Phinoponos, İskenderiye’nin fethinden yaklaşık yüz yıl önce yaşamıştır.

Ebu’l Ferec’in iddiası ise kitapların hamamlarda 6 ay yakıldığına dairdir. Kütüphanedeki eserlerin sayısı ihtilaflı olsa da yukarıda ifade etmiştik. Hem 6 ay kitapların yanması için en az 14 milyon kitaba ihtiyaç vardır. Ayrıca o tarihler de kâğıt henüz uzak doğudan gelmemiş, eserler papirüsler üzerine yazılmaktaydı. Papirüslerde özellikle yangınlara karşı duyarlı olunduğundan, eserler özenle işlenirdi. Bir diğer husus ise müelliflerin Mısır tarihini yazarken kullandıkları Belazuri, Taberi, Yakubi gibi müelliflerin böyle bir olaydan hiç bahsetmemesi anlatılanların mesnetsiz olduğunun kanıtıdır.(Terzioğlu:424,425-Çimen:255,256)

Anlatılan argümanlar, bazı Avrupalı Oryantalistlerin eserlerinde de, İslam Medeniyetine karşı bir tez olarak kullanılmış, yukarıda anlatıldığı üzere bu mesnetsiz iddialar objektiflikten uzak bir yanılsamanın ürünleridir.

1. Konu ile ilgili ayrıntılı bilgi için bkz. Arslan Terzioğlu “İskenderiye Kütüphanesi Müslümanlar Tarafından Yakılmamıştır”, Vakıflar Dergisi, İstanbul: 2006, sayı: 9 , Mehmet Çelik. İmparator Marcian’ın İskenderi’ye Kütüphanesini Yaktırması, F.Ü.S.B.D, cilt 10, sayı 1, s.51-67, Elazığ 2000, Edward Gibbon, Roma İmp. Gerileyiş ve Çöküş Tarihi, c.3, çev. Asım Baltacıgil, BFS yay.,İstanbul 1988, Eymen Fuâd es-Seyyid, DİA, s.574,Abdullah Çimen,Amr b. Âs’a yöneltilen eleştirilerin incelenmesi, N.K.Ü.İ.F.D, cilt 3,sayı 2, 2017

Tagged : # #

Muhammed Rıza Açıker

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir