Konya, XIV. yüzyıldan sonra gezginlerin dikkatini çeken ve gezginlerin seyahatnamelerinde şehre dair çeşitli bilgiler verilen tarihi bir şehirdir.

İbn-i Battuta, Bertrando, Arap Gezgini Gazi ve Evliya Çelebi gibi ünlü gezginler Konya’ya dair çeşitli izlenimlerde bulunmuşlardır. Bu manada söz konusu gezginler; Konya’nın büyük bir şehir olduğundan, evlerin güzelliğinden, sokakların genişliğinden, çarşıların zenginliğinden ve şehrin yeşil alanlarının yanı sıra medreselerden ve türbelerden çokça bahsetmişlerdir.

 Geleneksel Konya evleri, Konya mimarisinde önemli bir yer kaplamaktadır. Bu evler; Selçuklu mimarisini, Osmanlı mimarisini ve neo-klasik mimari üslubunu yansıtmaktadır.

Konya evleri, 19. yüzyıl ve 20. yüzyıl başlarında yapılmıştır. Ev yapımında kullanılan malzemeler; taş, kerpiç, ahşap, tuğla, kiremit ve demirdir.

Konya’nın geleneksel yapı malzemesi kerpiçtir. Evler çoğunlukla kerpiç ve ahşap olup taş temeller üzerine oturtulmuştur. Eski mahallelerdeki evlerin çoğu, sokaktan görülmeyecek şekilde iki katlı olarak yapılmıştır. Bu ise; mahremiyet kültürünün mimari üslubudur. Geleneksel Konya evlerinin birer şaheser niteliği taşıyan mimari üslubunda bilhassa iz sürdüğü nüanslar ve zarif detaylar hakikaten takdire şayandır. Geleneksel Konya evlerinde kalın kerpiç duvarlar ahşap hatıllarla desteklenmiş ve böylece kışın soğuğu yazın ise sıcağı engellemeye çalışılmıştır. Sivil mimarinin kerpiçten yapılmasının sebebinin iklim olduğu ortadadır. Konya evlerinde yazlık ve kışlık bölümler vardır.

Özellikle iki katlı yapılarda üst kat ve bahçeye açılan bölümler yazlık kullanım içindir. Alt katlar ise genellikle kışlık olarak kullanılır. Konya evleri genellikle L planlı, iki katlı ve geniş bir bahçeye sahiptir. Bu yapılarda geniş avlular bulunur ve bu avlular hayatın geçtiği yer olduğundan buraya hayat denir. Tuvalet, yakacak damı, ahır, yemeklerin pişirildiği örtme, çardak, süs havuzu hayatta yer alır. Günümüz teknolojisi olmadığı için gıdalar avluda bulunan örtmelerde ve evin zemin katında bulunan izbede saklanır.  Bu da Selçuklu döneminden gelen bir gelenektir. Önemli noktalardan birisi ise misafire verilen önem ve bunun mimariye yansıyışı olan avluda bulunan misafirler için ayrılmış hariciye bölümüdür. Konya geleneksel evlerinin alt katlarında genellikle pencere bulunmaz. Üst katlar ve odalarda ise bolca pencere bulunur ve bu pencereler güney yönüne açılmaktadır. Bazı odaların içinde ocak yapılmıştır. 19. yüzyılda bu evlerin içine hamam girer.

Evde bulunan başoda herkesin toplandığı yemeğin yendiği yerdir, aile fertleri sadece yatacağı zaman buradan ayrılır. Bu da bize muhabbet ortamına önem verildiğinin, aile fertlerinin bir arada zaman geçirdiğinin mimari üslupta kanıtıdır. Evlerin duvarlarında zengin ahşap süslemeler olmasına karşılık tavanlar düzgün ve bezemesizdir. Pencere, duvar, kapı ve diğer ahşap bölümlerde tam bir ustalık eseri olan ve geçmişin izlerini taşıyan motifler bulunur. Bu simgelerden yola çıkılarak o dönemin kültür ve yaşayış tarzı hakkında bazı bilgilere ulaşılabilir.

19. yüzyılda Konya’ya gelen Marunîler evlerini taştan yapmışlardır. Hem Müslümanların hem de Marunîlerin yaptıkları evlere bakıldığında planın aynı olmakla birlikte malzemenin ve dış cephenin farklı olduğunu görüyoruz. Müslümanların evleri cumbalı, Marunî evleri ise balkonludur. Bu da kültür ve yaşam farklılıklarının oluşunun mimariye yansıyışıdır.

Konya evlerinde, eski Selçuklu geleneğinin sürdürüldüğü görülmektedir. Selçuklu evlerinde aydınlık, ferah mekânlar ve estetik ön planda tutulmuş olup bu gelenek Osmanlı Dönemi’nde yapılmış evlerde de açıkça görülmektedir. Özellikle taş ve kerpicin kullanılması, zengin ahşap malzemenin bunlara katılması eski bir geleneği yansıtmaktadır.

Cumhuriyetin ilanından sonra Türkiye’nin diğer şehirlerinde olduğu gibi Konya’da da yeni bir yapılanmaya gidilmişti. Özellikle bina, okul ve buna benzer taş ve beton yapılar ulusal ve modern mimari akımı doğrultusunda birbirini izlemiştir

Geleneksel Konya evlerinin çoğunluğu günümüzde zamana inat ayakta durmayı başarabilse de bazı yapıların da bu direnci gösteremeyip yok olup gittiğini söylemek mümkün. Konya evleri özellikle yabancı turistlerin ilgisini çekmektedir. Kimi tarihi evler restore edilirken kimi restore edilmeyi bekliyor. Bize düşen tarihi, mimari, kültürel eserleri korumak ve gelecek nesillere bırakmaktır.

Tagged : # #

Serdal Korkutata

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir